Hayvan Ad ve Çağırımları Hakkında: Hayvan Seslerinin Dillerdeki Yankısı

Bu Derginin Diğer Makaleleri

Altuğ,Kurtul ; "Hayvan Ad ve Çağırımları Hakkında: Hayvan Seslerinin Dillerdeki Yankısı"; Türk Folklor Araştırmaları Dergisi; Aralık / 1978; Cilt: 18; Yıl: 30; Sayı: 353; Sayfa Aralığı: 8511-8513

İnsanların ortaya çıkışı hakkında hiç biri ispat edilmemiş birçok teori mevcut, Bunlar arasında en renklisi şüphesiz "hav-hav" teorisi. Bu teoriye göre insanlar, çevrelerinde işittikleri veya işittiklerini zannettikleri tabii sesleri, tekrarlayarak dillerini yarattılar.

Teori şöyle izah ediliyor: Bir küçük grup ilkel insanın lideri bir köpeğin havlamasını işitir. Bu sesi tekrarlamağa çalışırken, köpeğin, "hav-hav" sesini çıkardığını zanneder. Sesi tekrarlayarak etrafındakilere bundan sonra bu hayvanın adının "hav-hav" olacağını anlatır.

Bunu çok basit bir teori mi buldunuz? Bir dakika, çocukların kendi akranlarından birinin çıkardığı "gayri tabii" bir sesi tekrarlayarak onunla nasıl alay ettiklerini düşünün. İlkel insanların zihni imkânları günümüzün küçük çocuklarından pek farklı değildi.

AD İNŞA ETMEK

Dilcilik ilminde bu işleme "Onomatopoela", yani "ad inşa etmek" diyorlar. Daha az ilmi olmakla beraber biz buna, telaffuzu daha kolay olduğu için yankılı veya (aksisedali) kelimeler diyebiliriz. Bu işitilen sesin tekrarlanmasıdır. Eğer bir silahın çıkardığı ses kulağımıza "dan-dan" diye geliyorsa, bundan sonra silah sesini bu kelime ile anlatırız. Arının çıkarttığı ses, "bizz" veya "hımm"dir. "Çat-çat", "pat-pat", "tak-tak", "çın-çın" gibi kelimelerin menşeinin yankılı sesler olduklarından şüphe edilemez.

Her köpek cinsi aynı havlamaz veya aynı ses insanlar tarafından başka şekillerde yorumlanarak yankılanır, İngilizcede mesela, köpeklerin çıkardıkları sesleri anlatan muhtelif kelimeler arasında şunlar da var: "bov-bov", "vuf-vuf", "yip-yip". Ve eğer daha başka dilleri de biliyorsanız, hayvanların çıkardıkları seslerin diller arasındaki yorumlarında büyük farklar olduğunu göreceksiniz.

İngilizcede dünyanın her dilinden fazla yankılı kelimeler var. Bu ana dilleri İngilizce olanların daha ilkel olduklarını mı gösterir? Veya İngilizcedeki tek hecell kelimelerin diğer dillerden fazla oluşunu yahut birçok dillerde olduğu gibi kelimelere ekler ilave edilmediğini mi? Yoksa, ana dilleri İngilizce olan insanların, resimli hikâyelerde yankılı kelimeleri diğer milletlerden çok fazla kullandıklarını mı?

HER MİLLETİN KENDİNE ÖZ SES ALIŞI

Artık görülüyor ki, muhtelif insanlar aynı sest muhtelif şekillerde işitirler. Bir öpücüğün çıkardığı sesi biz Türkçe'de "şap"la anlatıyoruz. (şap diye öptü) deriz.İngilizcede ise, "smaç", İspanyolcada "mua". Dilimizde bir makasın çıkardığı sesi anlatan kelime "gırç-gırç" fakat dünyanın muhtelif dillerinde makas sesini anlatan kelimeler mevcut: İngilizce, "snip-snip"; Rumca "krits-krits"; Çince "su-su"; İtalyanca "kri-kri"; İspanyolca "riki-riki", Portekizce "terre-terre". Biz tabancanın çıkardığı sesi "dan-dum"la anlatırken, İngiliz dilini konuşanlar ise "bang"la anlatırlar. Çeşitli dillerde bu ses için başka başka keimeler vardır. "Bam, pam, pan" ve hatta "tau". Bir tepsi fincan, tabak ve bardağın yere düşmesiyle çıkardığı ses İngilizler için "kraş", Danimarkalılar için "kling", Finliler için "krats", Macarlar için "şir-şur" ve Çinliler için de "nuala-la"dır. Telefon çaldığı zaman onun çıkardığı sesi İngiliz dilini konuşanlar bir zilin çalışının yankısına benzeterek, "tin e-ling" demişler. Aynı kelime Rumca "dring", İtalyancada "drin", Fincede "kılı", Portekizcede "tlim".

HAYVANLARIN İNSANLARA ÜSTÜNLÜĞÜ

Hayvanlar kendi cinsleri arasında genel ve ilkel bir dil yaratmakla bütünleşmede biz insanlara üstün olduklarını ispat ettiler. Bu Türk eşeğinin, ördeğinin veya tavuğunun çıkardıkları seslerin Amerika, Rusya, veya Çin'deki hemcinslerinden farklı olduğuna dair elimizde ikna edici delil yok. Fakat bu hayvanların çıkardıkları sesleri yeryüzündeki muhtelif milletlere mensup insanların yorumlamaları arasında ise bazan büyük farklar görülüyor.

Hayvan sesleri arasında belki de en fazla tekrar edileni ineğinkidir. Hemen hemen her dilde bunu "Moo" ile anlatıyorlar. Tabii dillerin yapısına göre, kelimenin hecelenmesi farklı olabilir, "Mu" veya Fransızcadaki "Möh" gibi. Genel konuşmada ikinciliği kedinin ""miyav"laması alıyor. Fakat, "miyav"ın başka dillerdeki hecelenmesi arasındaki farklar "moo" nun hecelenmesi arasındaki farklardan çok daha çeşitli: İngilizcede "miov" İtalyancada "miao", Fransızcada "miu", Almanca ve Romencede "miau". Japonya'ya geçince "miyav" birdenbire başka bir şekle bürünüyor: "nia-nia". Arapçada iki şekil var: Alelâde miyavlama için "nau-nai", çiftleşme mevsimindeki için de "mav-um". Kedinin bir de halinden memnun olduğu zaman "mırıldanma"ya benzeyen bir sesi var. Bu sesin insan kılığındaki yankısı İngilizcede "purr", İspanyolcada "arrora-arrora", Fransızcada "ronron" dur. Koyunun "meleme"si insanların kulağına iki şekilde geliyor: Biri "b", diğeri ise "m" ile başlayan Rum, Latin, İngiliz, İspanyol, İtalyan, Rus, Vietnam dilleri birincisini tercih ediyorlar. Rus dilinde "biya-biya", Vietnam dilinde ise "be-be". Türkçe, Almanca, Romence, Çince, Japoncada ise ("ma-ma" veya "me-me") gibi "m"lisini tercih ediyorlar. Fransızlar ve Araplar her ikisini de kullanıyorlar. Dilimiz hayvan seslerini ifade bakımından oldukça fakir. Biz, "horoz öttü" deriz. Halbuki muhtelif diller horoz ötüşünü sadece horozun ötüşünü belirten kelimelerle anlatırlar, Mamafih, bu kelimeler arasında müşterek bir nokta var: Hepsi "k" sesi ile başlıyor. İngilizce kelime şu: "koç-e-dudildu", Fransızcada "kokoriko", İspanyolcada "kikiriki", İtalyancada "kikiriki", Almancada "kikiriki" (kendi gramerlerinde farklı yazılışlarına rağmen bu son üç kelimenin gerçekte birbirlerinin aynı olduklarına dikkat ediniz). Romencede "kukurigu". Rusçada "kukareku", Arapçada "ko-ko" veya "kee-kee", Japoncada "kokek kokko", Vietnamcada "kuk-ko". Tavuk (gıdıklaması mı diyeceğiz?) sesinin insan dilindeki temsilleri için kullanılan kelimelerin de birinci harfleri yine "c" veya "k", "cotcot" (kot-kot) Fransızca, "kotkodak", Romence, "kokkote", İtalyanca "ka-ka" Arapça "ko-ko" Çince "kukku", Japonca "kuktak", Vietnamca, Lâtincedeki ifadesi bile "c" ile başlıyor: "co-co"(ko-ko) veya daha da tekrarlanarak: "co-co-coco).

EN ÇOK KELİME BULUNAN LİSAN İNGİLİZCE

En zengin dil İngilizcede (yarım milyondan fazla kelime) nedense atın kişnemesini belirten kelime yok. İtalyanlar bunu gayet belirli bir şekilde anlatıyorlar: "ı-ı-ı-ı". Aynı kelime Romencede "hi-hi-hi". Arapçada "hem-hem". Japoncada "hihin", Vietnamcada "hi".

Eşeğin anırması İngilizcede "hi-hav", Fransızcada "i-an", İtalyancada ve Çincede garip bir tesadüfle "i-o" Almanca ve Rusçada "i-a", Romencede "i-hau", Arapçada ise "hee-hee".

Ördeğin «vak-vak»ında oldukça beynelmilellik görülüyor. Fransızlar "kuak-kuak" veya "kuen-kuen" diyorlar. Diğer dillerde ördeğin sesi şöyle temsil ediliyor: İspanyolcada o "kuakkuak". İtalyancada "kua-kua", Almancada ve İngiltere'de aynı kelime "kuak-kuak", Rusçada "kva-kva", Vietnamcada "kak-kak". Fakat Japonlar "ga-ga" ile ayrılıyorlar. Romenler bunu "mak-mak" yapıyor. Araplar "bat-bat", Mandarin Çinlileri "ya-ya" ve Güney Çinlileri ise "ap-ap".

Birçoklarımızın hırlama veya kükremeyi "grrr" ile ifade etmemize rağmen hiç bir dilde aslan sesi yok. Yaşadıkları bölgelerde bu hayvanla yakından temasları olan Araplar "uuu" diyorlar. Vietnamcada aslan sesi yok, fakat ülkede harpten önce pek çok kaplan bulunduğundan kaplanın sesi şu kelime ile taklit olunur: "ham-hü" veya "gam-gü".

İnsanlar yakından tanıdıkları hayvanlar için taklit kelimeleri kullanıyor. Alaskadaki Nutka kabilesinin Kızılderili insanları balinanın sesini taklit ederek "hıv" diyorlar. (Boğaz telleri kısılarak gargara edercesine "h" ve "v" sesleri çıkarılır). Eskimo kabileleri ise "pövu"yu tercih ediyorlar.

"hav-hav" teorisine isim veren köpek için çok çeşitli kelimeler kullanılıyor. Bunun sebepleri arasında köpeğin muhtelif cinsleri olması veya bu hayvanın insan tarafından ilk ehlileştirilmiş hayvan oluşudur. (Gerçekte Kuzey Amerikalı Kızılderililerin ehilleştirdikleri yegâne hayvan köpek idi). Türkçede "hav-hav" diye anlatılan ses için İngilizcede muhtelif şekiller var: "Bov-vov", "vuf-vuf", "yip-yip", "arf-arb", Fransızcada "ua-ua", İtalyancada "bu-bu", İspanyolcada "gau-gau" veya "yav-yav", Romencede "ham-ham" Almancada "hau-hau" veya "vau-vau", Rusçada "vas-vas" veya "vaf-vaf", Arapçada "au-au", Vietnamcada "gau-gau". Çincede "vang-vang", Japoncada "van-van". Kadim Sanskrit dilinde bile köpek sesi vardı: "bhuk-bhuk",

YANKILI SESLER VE ANLAMLARI

Yankılı kelimelere benzeyen diğer sesler de nida ifadeleridir. Yani acı, zevk, bıkkınlık, rahatsızlık, sevinç, üzüntü hallerinde veya sadece birinin dikkatini çekmek istediğimiz zaman çıkardığımız seslerdir bunlar, Bu sesler hayvanların çıkardıkları tabii sesiere en yakın olanlardır. Bazıları hayret verircesine milletlerarası eşitliğe diğerleri ise yine aynı hayreti doğururcasına farka sahiptir. Birincisine misal: Sanskrit dilinde hemen her dilde anlaşılan şu formlar bulunuyordu: Aa, haa, haha, ahaha, he, hey, Fakat bazıları zamanla akla gelmeyecek değişikliklere uğruyor. Lâtincedeki "bua"yı lügatlar şöyle (anlatıyor: "Bebeklerin içtikleri şeyi anlatmak için çıkardıkları ses". Aynı kelime günümüzün İtalya'sında yine kullanılıyor, amâ bambaşka anlamlarda: "İncitmek", "ağrımak", rahatsız (veya hasta olmak).

Uzaktaki birinin dikkatini çekmek için umumiyetle "hey"! deriz, Kadim Grekler "ela" derlerdi. Romalılar "eho", Modern İtalyanlar bilhassa Romalı İtalyanlar ise bugün "ao" diyorlar.

Bir zamanlar genç bir hanım kız tanıdım, bu bayan New York, Paris ve Havanada yaşamış, İngilizce, Fransızca ve İspanyolcayı mükemmel biliyordu. Bir gün kendisine bu dilleri birbirine karıştırıp karıştırmadığını sordum. Bir müddet düşündü, düşündü ve nihayet gülerek (cevap verdi: "Evet, bir defasında Küba'nın Varedoro plajında biri bana iğne batırınca İspanyolca "ay!" diye ses çıkarmam gerekirken "ouh!" (İngilizce) deyiverdim. Halbuki bu bayan Fransa'daki bir plajda olsaydı "ayy!", veya "uay" diye bağıracaktı. İtalya'da "aio!", Macaristan'da "jaj!" (telâffuz yoy); Finlandiya'da "boi!" Japonya'da "itai" ve Türkiye'de tabii "ay!" veya "ah!" diye ses çıkaracaktı.


(*) Dergimizin c. 11, sayı 230, Sf. 5051 - 5052 de çıkan Prof. Rahlfs ve Fındıkoğlu'nun ya. 21 ve sormacalarıyla ilgili olduğundan sayfaları- miza aktarılmıştır.







Arama

Bizi Destekleyenler

.