www.halkbilimi.com - Bayrı,Mehmet Halit : "Halk Ede...

Halk Edebiyatı: Konyalı Âşık Rıza

Bu Derginin Diğer Makaleleri

Bayrı,Mehmet Halit ; "Halk Edebiyatı: Konyalı Âşık Rıza" ; Türk Folklor Araştırmaları Dergisi ; Ağustos / 1949 ; Cilt : 1 ; Yıl : 1 ; Sayı : 1 ; Sayfa : 6

Ko n y a lı Âşık Rız a

Hususî kütüphanemizdeki yazma bir. dergide "Konyak Âşık Rıza" adında bir saz şâirine ait on üç manzume kayıdhdır. Sekizi aruz ve beşi hece vezinlerile yazılmış olan bu manzumelerden başka, Konyak Âşık Rıza‘nın bir çok şiirleri olmak lâzımgelirse de, bunlar henüz elimize geçmemiştir.

Bugünkü bilgimize göre, Konyada "Rıza" mahlastı iki saz şâiri yetişmiştir. Bunlardan biri "Apalının Rıza Efendi» diye tanınmış olup Konyanın Binek nahiyesine bağlı "Apa" köyünde 1857 (h. 1274) tarihinde doğmuştur. Konyada uzun müddet sandık eminliği yapan Apalı Halilin oğludur. Babası Bektaşi olduğu için kendisi de bu tarikata mensup idi. Bektaşîliğe dair nefesleri vardır. Konya muhasebe tahrirat kâtipliğinde, Niğde muhasebeciliği vekilliğinde, Konya Hukuk Mahkemesi âzaîığında bulunmuştur. Mey ve mahbubu sever, saz ve raks derneklerinden hoşlanır, çok rakı içer, saz çalar, âşıklara muamma söyler, rind-meşreb, gamsız bir zat idi. 1898 (h. 1315) tarihinde vefat etmiş ve Şemsi Tebrizî hatîresine defnedilmiştir. (Konya vilâyeti Halkiyat ve Harsiyatı: S. 37 — 38; Bektaşi şâirleri: S. 315-—317)

Konyada yetişen "Rıza" mahlaslı ikinci saz şâiri "Âşık Rıza" diye tanınmış, 1877 (h. 1294) tarihinde Konyada doğmuştur. Tâli derecede tahsil gördükten sonra, Konya ve Seydişehirde muhtelif memurluklarda bulunmuştur. Son vazifesi Düyunu Umumiye rüsum dairesinde tahrirat kâtipliği olup buradan tekaüd edilmiştir. Şiir ve kafiyeli söz söylemekte fıtrî istidadı vardı. 1906 (h. 1324) tarihinde vefat etmiştir. (Konya Vilâyeti Halkiyat ve Harsiyatr: S. 66).

İşte şimdiye kadar Konyada yetişmiş olduğu, nu bildiğimiz "Rıza" mahlaslı iki saz şâiri bunlardır. Burada bahsetmek istediğimiz Konyalı Âşık Rızanın, hâl tercümeleri kısaca naklolunan bu iki şâirden biri olmak ihtimali birdenbire hâtıra gelebilirse de, her üçünün mahsûlleri birbirile karşılaştırıldığı takdirde, bu ihtimal kuvvetini hemen tamamile kaybeder. Bununla beraber, Konyalı Âşık Rızanın şiirlerini ihtiva eden hususî kütüphanemizdeki yazma, dergi 1857. (h. 1274) tarihinde tertip edilmiş olup, "Apâlının Rıza" da yine bu tarihte dünyaya gelmiştir. 1857 (h. 1274) tarihinde doğmuş olan bir şâirin manzumelerine ayni tarihte tertip edilen bir dergide yer verilmiş olması elbette, imkânsızdır. Bu cihetle Konyak Âşık Rızanın, "Apalının Rıza" dan ve tabiatile 1877 tarihinde doğup 1906 senesinde ölen "Âşık Rıza" dan önce yaşamış ve şu hald "Apalının Rıza" ile 1906 senesinde vefat eden "Âşık Rıza" dan başka, Konyada "Rıza" mahlaslı üçüncü bir saz şâiri yetişmiş olduğunu kabul etmek icabeder.

"Apalının Rıza" ile 1906 senesinde ölen "Âşık Rıza" dan başka ve onlardan önce yaşamış olduğu bu suretle anlaşılan Konyalı Âşık Rızanın, ne zaman doğup öldüğünü ve hangi devre mensup olduğunu gösterecek hiç bir vesika, yoktur. Ancak, şiirlerinde kendisinin Konyalı Âşık - Şeminin (Şemü için bakınız: Fatin tezkiresi: S. 222; Konya Vilâyeti Halkiyat ve Harsiyatı: S. 53—58, Halk şâirleri hakkında küçük notlar: S. 18—27, Son Asır Türk şâirleri: C. 10, S. 1790 — 1792) tesiri altında kaldığına delil sayılabilecek unsurlara tesadüf edilmesi itibarile, Konyalı Âşık Rızanın, Şemî'nin hayatta, olduğu sıralarda yaşamış, Şem'î'den ya biraz, önce, yahut biraz sonra vefat etmiş, fakat herhalde Şem'î'yi tammış, ona arkadaş olmuş ve: belki de onun rehberliğinden faydalanmış olduğunu tahmin etmek pek de yanlış değildir.

Konyalı Âşık Rızanın eserleri, onun geleneğe; bağlı bir saz şâiri olduğunu isbat edecek mahiyettedir. Kalbinin acılarını kırık sazının hasta tellerinden serpe serpe Anadoluyu dolaştığını. sular kararırken vardığı öksüz köylerde1 etrafına toplanan yorgun gençleri ve titrek ihtiyarları gecenin hummalı karanlığından kopardığı bir tutam paslı ahenkle büyülediği manzumelerinde sezilen Konyalı Âşık Rıza:


Yanmadık hiçbir yerim var mı serapâ yanmışım

diyerek aşkm görünmeyen ateşinde nasıl, harap olduğunu,


Böyleymiş ezelde takdirin işi
Gözümden akıttım kan ile yaşı
Aldı bu Rızayı aşkın ateşi
Bu sevdanın sonu üryana çıkar

demek suretile de sevgisinin kendisine şuurunu kaybettiren o meş'um şiddetini anlatmak istemiş, sevgilisinden hem hışmü ceza, cevrü cefa, hem de lütuf ve deva, zevku safa beklediğini saklamamış, umduklarını bulamadığı cihetle:


Kerem kıl ülfeti katletme benden 
Feragat eyleme sen sâmi tenden
Cihanı verseler geçmezem senden

diye üzülmüş, hıçkırmış, haykırmış, yalvarmıştır.

Konyalı Âşık Rıza'nın bulunabilen manzumelerinde tasavvufî edâ ve imâ yoktur. Onur yakasından tutarak varlığını sürükleyen el, bilinmeyen âlimlerin sırları değil, maddî huşların kuvvetli pençesidir. Bunu pek iyi sezen şâir:


Ketmetme hüsnünü âşık olandan
Ehli iştiyaka göster serapâ

Hûbluk ihsan etmiş sana Lemyezel
Hüsnün zekâtını vermeli güzel

gibi hitaplarla kanının kızıl coşkunluğuna sükûn ve serinlik verecek mes‘ud dakikaya kavuşmak için çırpındığını şiirlerinde belirtmekten çekinmemiş, yalnız bu, onun Molla hünkâra saygı beslemesine engel olamamıştır.

Konyalı Âşık Rıza'nın beş koşmasını neşrediyoruz:


                1
Ne denlû var ise erbabı irfan
Tahsin eder seni dilber serapâ
Meyletmedik yoktur sana bir insan
Cümle âlem seni ister serapâ.

Kesilmez müptelâ sağda solunda
Bendü bâzu gibi durur kolunda
Ehlidiller cem'olmuşlar yolunda
Vasfın ile gazel söyler serapâ

Ah alma sevdiğim sadık olandan 
Lütfü merhamete lâyık olandan 
ketmetme hüsnünü âşık olandan
Ehli iştiyaka göster serapâ

Hûbluk ihsan etmiş sana Lemyezel 
Hüsnün zekâtını vermeli güzel 
Medhinde söylese Rıza çok gazel
Vasfın yine almaz defter serapâ



                2
Ben senin aşkınla yandım kül oldum 
İnan hey kaşları keman sorma hiç 
Hûbların serveri ben seni buldum 
Men endin görmedim inan sorma hiç

Kerem kıl ülfeti kat'etme benden 
Feragat eylemem sen simi tenden 
Cihanı verseler geçmezem senden 
Benim halim sana ayan sorma hiç

Gerçi sen dilbere yâr mı bulunmaz
Âşıkın kalbinde nâr mı bulunmaz 
Tariki aşkında kâr mı bulunmaz 
Gülünce ey hokka dehen sorma hiç

Perçeminden bir tel yadigâr olsun 
Sadakat kimdedir âşikâr olsun
Rızaya her zaman iftihar olsun
Bende he var bilmem aman sorma hiç


               3
Gizli sevda çekip aşka düşenler 
Elbette gün olur ayâna çıkar 
Çekelim mihneti sabrile gönül 
Gör ki bunun sonu ne yana çıkar.

Ferhad Şirin için deldi kayayı
Anın için yaptı köşkü sarayı 
Mecnun Leylâ için bekler sahrayı 
Belki ol sevdiğim seyrâne çıkar.

Böyleymiş ezelde takdirin işi 
Gözümden akıttım kan ile yaşı
Aldı bu Rızayı aşkın ateşi
Bu sevdanın sonu üryana çıkar.


            4
Kaldı gözlerimde yârin hayali 
Vatanımdan etti âvâre gurbet
Yaktı kül eyledi ben bîmecali
Hasret etti beni şol yâre gurbet.

İftirak âteşi yaktı vücudüm 
Yanmakta püralev çıkar mı dudüm 
Ah ile vah ile ömrü nukudum 
Geçmektedir böyle ne çare gurbet.

Göndersem yârime bir nâme olsun 
Ben gibi gözleri yaş ile dolsun 
Arayanlar bizi gurbette bulsun 
Düşürdü Rızayı efkâr e gurbet


               5
Dilber kadehlerden bâde içersin 
Hergün küşadı bezm meyhâne gel git
İltifat etmeden gelip geçersin 
Gücendirme beni dükkâne gel git.

Berhurdar olursun himmet alursan 
Ahdü ikrarında sadık olursan 
Ehli aşkın sen kıymetin bilürsen 
Terk eyleme bezmi irfane gel git.

Nâdân ile sakın yâr olma dilber 
Korkarım olursun sonra mükedder 
Mübarek yüzleri bedri münevver 
Yâd ve yabanı at yârâna gel git.

Görmesem ben seni dil karar kılmaz. 
Haşredek mest olur gider ayılmaz 
Rıza bîçâreyi terketmek olmaz.
Kerem et gözleri mestâne gel git



Arşiv
Dergiler
Gazete
Kitaplar
Web Siteleri
Tez
Sunum
Fotoğraf
Video
Broşür
İletişim: ilhaner@ilhaner.com

Arama

 

 
 

Bizi Destekleyenler

Halkbilimcilerimiz