Diyebildiğim Kadarı

Bu Derginin Diğer Makaleleri

Sıtkı,Şahap. "Diyebildiğim Kadarı". Çağrı Aylık Fikir ve Sanat Dergisi. Kasım / 1957. Yıl: 1. Sayı: 2. Sayfa: 2

Son Alman romantiklerinden Ricardo Huch (bu ünlü kadın yazar, sekiz on yıl önce 78 yaşında öldü) un "Romantizm" adlı eserini dilimize çevirir ken Halit Yavuz'a yardım ettimdi. O gün lerde, bir kelime Almanca bilmediğim halde, böyle bir çalışmaya nasıl katılabileceğim çok soruldu. Hattâ bugün Çetin Altan dostum bile o tercümeye adımı koymaya hakkım olup olmadığını sorar durur. Dr. Adnan Adıvar, Ataç, S. Eyüboğlu, N. Hızır gibi bu türlü çalışmaları doğru karşılıyanlar, teşvik edenler çıktığı gibi, S. K. Yetkin, B. Tuncel gibi pek yersiz bulanlar da çıkıyordu. Öyle sanıyorum, Tercüme Bürosu bu ikinci gögüşe uyup bu çalışmaların kökünü kazıdı. O gün bugündür artik Tercüme Bürosundan eser de çıkmaz oldu ya! Oysa, o tercümelerin kusursuz oldukları savunulamazsa da (hele benim yönümden), hiç değilse Türkçеyi bir iyice yazmak gibi bir iddiaları vardı; inceliyenler de nedense başarılı buluyorlardı ki, yayınlanıyordu.

Diyeceğim, Ricardo Huch, bu eserinde, Alman romantizminin öncülerinden, belki de tek meziyetli başarılı bir Shakespeare mütercimi diye bilinen Schlegel'den söz açarken Lessing'in bir cümlesini hatırlatır: "Herkes çalışkanlığiyle güvenebilir". Schlegel'in başladığı bu eşsiz tercüme işine, daha sonraki yıllarda, L. Tieck devam eder. Genç dostu G. Baudissin, bir de kıziyle. "Schlegel - Tieck Tercümesi" diye anılan bu eser, yalnız Almanya'da değil, yeryüzünde büyük bir başarı kazanır. En ünlü Shakespeare'cilerin başları darda kaldı mı, bu ana esere başvururlar.

Tieck, esere yazdığı bir sonsözde şöyleder:

"İşte beni yıllardan beri her gün, hattâ her saat uğraştıran bu iş bitti. Güç yahut karanlık bir bölümdeki üç yahut dört mısraı yoluna koyabilmek için, kimi zaman bir saat uğraştığımız oldu. Mütercim, elindeki işi çok daha önce kendi odasında, her yönden tamamladığını sanırken, beraber çalışmaya başlayınca, sayısız yeni deyimler, denemeler yaratır, sonra bunları da beğenmeyip atardık. Bunun için, piyeslerin aslını, bizim incelediğimizi sandığımız kadar inceden inceye tanımıyan biri çıkıp şurada yahut burada, hiç kuvvetini yitirmeden, bir mısraı daha hafifletebilir, daha serbest bir deyiş bulabilir; çünkü kendinden önce esaslı şekilde çalışmış olan birine peyrevlik eden kimsenin, işin yorucu tarafını hazır olarak bulmak gibi bir rüçhanı vardır taze, yorulmamış bir kafayla çalışmanın gözden kaçırdığı bir deyişi kolayca buluverir.

"Beraberce düzeltmeler yapmak, tam deyimi yakalamak için, çok kere üç çalışma arkadaşı birleşirdik. Ancak bir piyes çevrildikten sonra beraber çalışmaya basladığımız için bugün her tercümenin ne kadarının bana ait olduğunu bulup söyliyemem."

Bizim çalışmalarımızın meşru olduğunu savunabilmek için yeryüzünün en ünlü mütercimi L. Tieck'in bu sözlerinden daha kuvvetlesini bulamazdım gibime gelir. İşte şimdi bana onların hesabını soran dostlarıma tam uygun düşen cevabı vermiş oluyorum. Demek o çalışmalar, hiç bir işe yaramasalar bile, bizden sonra geleceklere yol göstermek gibi bir faydaları dokunacak. Bu da az şey mi?







Arama

Konuştum ve Ruhumu Kurtardım

Bizi Destekleyenler

.